Tatlı Hayat

Prof Dr Neriman İnanç

tatli-hayat

Şeker hastalığı, nam-ı diğer diyabet, yaş tanımıyor. Çocuklarda görülme oranı her gün biraz daha artan hastalığı tanımak, erken teşhis koymak ve kendi kurallarıyla yaşamak gerekiyor… 

Diyabet söz konusu olduğunda çoğu zaman büyükbabalar/büyükanneler, düzenli aldıkları minik haplar ve yemek sonrası tatlılara hasret kalmışlık akla gelir. Halbuki diyabet yaş tanımaz. Hatta son zamanlarda çocuklarda görülme oranı oldukça artmıştır. 

Sağlıklı bir bünyede kandaki şeker miktarını düzenleyen pankreas dediğimiz küçük ama işlevi büyük olan salgı bezinden salınan insülin hormonunda sorun yoktur ve kan şekeri düzeyi açlık halinde 120 mg/dl, tokluk halinde (yemeğe başladıktan iki saat sonra) 140 mg/dl’nin üstüne çıkmaz. Ancak diyabetli veya halk arasında şekeri olan bir hastada durum tersine işler. Pankreas ya yeterince insülin hormonunu yapamaz ya da yapılan insülin hormonundan yeterli oranda yararlanamaz. Böylece birey yediği besinlerden sonra kana geçen şekeri kullanamaz ve kan şekeri yükselerek (hiperglisemi) diyabet dediğimiz geçici olmayan ve ömür boyu süren hastalık ortaya çıkar.

Diyabetin çok belirgin göstergeleri vardır ve bunlar size ön teşhis için zaman kazandırabilir. Aşırı susama, sık sık idrara çıkma, yorgunluk ve açıklanamayan hızlı kilo kaybı hastalığın göze çarpan belirtileridir. Ancak bütün bunlar olmadan da diyabet hastalığı ortaya çıkabilir. Özellikle Tip 1 diye bilinen çocuklarda görülen türün ortaya çıkışı genelde ani olur ve tekrarlayan enfeksiyonlar gibi belirtileri olabilir.

Diyabetin tipleri nelerdir?

Tip 1 

Bu tip genel olarak çocuklar ve ergenlik çağındakilerde görülse de yetişkinlerde de rastlamak mümkündür. Tip 1 diyabeti olan bireyler için insülin vazgeçilmez bir ilaçtır ve ömür boyu kullanılmalıdır çünkü bu kişilerde yeterli insülin üretimi yoktur ya da çok azdır. Çocuklarda en sık rastlanan kronik hastalıklar arasında yerini alan Tip 1 diyabetiğin, 6 aydan önce ortaya çıkması çok enderdir. 9. aydan itibaren görülme ihtimali giderek artar ve 12-14 yaşında ergenliğin başladığı dönemde en yüksek rakama ulaşır. Genetik ve çevresel faktörler bu hastalığın oluşumunu tetikleyen etkenler arasında baş sırada gösterilebilir.

Tip 2 

Esas olarak yetişkinlerde görülmekteyse de dünyanın birçok yerinde ergenlik çağındaki grup için hızla büyük bir sorun olmaya başlamıştır. Bu tip hastalar ünsilin üretseler de, dokularında etkili olarak kullanamazlar bu yüzden ünsilin kullanma zorunlulukları yoktur. Diyabetin bu tipinde bazı ilaçlar, tıbbı beslenme tedavisi ve egzersiz ile kan şekeri belirli düzeylerde kalabilir. 

Gebelik Diyabeti 

Bu tip diyabetik, gebeliğin özellikle 2. yarısından sonra gebelik yükü sonucu kan şekerinin yükselmesi ve gebenin doğum yaptıktan sonra normale dönmesi ile görülür. 

Pre-diyabet

Halk arasında bu tip ‘gizli şeker’ olarak bilinir. Kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına rağmen diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse bu durumda kişi pre-diyabetik (gizli şeker hastası) olarak tanımlanır.

Diyabetin tedavisi nasıldır? 

Diyabetin her tipinde diyet tedavisi köşe taşıdır. Amaç; kan şekeri yükselmelerini ve düşmelerini önlemektir. Bu dengenin sağlanması ile ortaya çıkacak kalp hastalığı, göz, sinir sistemi, böbrek… vb. gibi organlarda oluşabilecek problemlerin gelişimi önlenebilir veya seyri yavaşlatılabilir. Aktif ve sağlıklı bir yaşam için hekim, diyetisyen, hemşire, diyabet eğitimcisinden oluşan diyabet ekipleri ile diyabet tedavi programı uygulanmalıdır. İyi bir diyabet kontrolü, kan şekeri seviyesini mümkün olduğunca normale en yakın tutmak anlamına gelir. Bunu sağlayabilmek için öncelikle sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmek gerekir. Ayrıca, vücudunuzun glikozu etkili bir şekilde kullanmasını ve kan şekeri kontrolünü sağlayan egzersiz ve insülin tedavinin ayrılmaz parçalarıdır.

Diyabetik çocuklarda beslenme?

Diyabetli çocuğun besin gereksinimleri sağlıklı çocuktan pek farklı değildir. Diyabetli çocuklar özel besinlere veya değişik miktarlarda vitamin-mineral desteğine ihtiyaç duymazlar. Çocukların enerji gereksinmesi, yaşı, boyu, ağırlığı, cinsiyeti, fiziksel aktivitesi, mevsim ve ergenliğin hangi evresinde olunduğuna bağlı olarak değişir bu yüzden alınan toplam kalori, normal gelişim gereksinimlerini sağlamak ve günlük enerji harcamasını dengelemek üzere yeterli olmalıdır. Bu miktar ideal vücut ağırlığına erişmek ve fiziksel büyüme ve gelişme hızını devam ettirmek için periyodik olarak her çocuğa özel olarak planlanır. Beslenme planı okul çocuğunun okul saatlerine, erken veya geç öğle yemeklerine, fiziksel aktivitesine uygun olmalıdır. Çocukların hafta içi aktiviteleri, hafta sonu ve tatiller ile karşılaştırıldığında oldukça farklıdır, bu farklılıklar da dikkate alınır.

Diyabetli hastalar şeker ve tatlıları kullanabilir mi ?

Karbonhidratlar bilindiği gibi yemekten sonra kan şekerini yükselten ana faktördür. Alınan karbonhidratlar yemekten yaklaşık iki saat sonra glikoza dönüşürler ve ilk 15 dakikada kanda belirirler. Alınan karbonhidratın tipinden çok miktarı şekerin yükselmesinden sorumludur. Karbonhidrat kaynağı olarak her gün sebze-meyve, yulaf, buğday kepeği veya kepeği ayrılmamış tahıl ürünleri, kuru baklagiller önerilir. Bu besinler glikoz emilimini yavaşlatır, yemekten sonraki kan şekerinin ani yükselmesini önler, mide boşalma süresini uzatır. Ancak, metabolik kontrol ve ideal vücut ağırlığı devam ettirildiği sürece orta derecede sükroz/şeker 25 g/gün kadar alınabilir. Sükroz bildiğimiz çay şekeridir. Şeker ve şeker içeren besinler diğer karbonhidratların bir kısmının yerine kullanılabilir ama tek başına öğün planına eklenmemelidir.

Böyle yer değiştirmeler yapıldığında şeker içeren besinlerin besin öğesi içerikleri dikkate alınmalıdır. Örneğin, 1 dilim ekmek 15g karbonhidrat 2g yağ içerir. Beslenme planında 1 dilim ekmek 15g karbonhidrat içeren 1 porsiyon tatlı ile yer değiştirebilir. Diyabet takibinde beslenme programının düzenlenmesinde bir seçenek olan karbonhidrat hesaplama yöntemi geliştirilmiştir. Günde 2’den fazla insülin enjeksiyonu veya insülin pompa tedavisi kullanan hastalarda karbonhidrat miktarının hesaplanması ve buna göre insülin dozunun ayarlanması gerekir. İki doz insülin tedavisi kullananlarda ise alınacak karbonhidrat miktarı her öğünde sabit olup bunun kişiye öğretilmesi gerekir.

Diyabetli çocuk kaç öğün beslenmelidir?

Öğünler düzenli ve verilen insülin tipine göre değişir. Örneğin günde 4 kez kısa tesirli insülin yapılıyor ise öğün sayısı 4 olmalıdır. Öğünler mutlaka zamanında tüketilmelidir

Genellikle diyabetin beslenme tedavisinde öğün sayısı en az 6‘dır. İnsülin az da olsa salgılanıyorsa, az az sık sık yemek bunu olumlu etkiler. Ana ve ara öğünler her gün hemen hemen aynı saatte tüketilmeli ve alınan toplam kalori ve karbonhidrat, protein ve yağ oranları ayarlanmış her öğün dengeli olmalıdır. Her gün birbirini tutmalıdır. Çünkü insülin, enjeksiyon bölgesinden kan dolaşımı ile taşınması sonucu salındığından üç ana öğün arasında hipoglisemi oluşabilir. Bu yüzden, insülin tedavisi uygulanan hastalar hipoglisemiyi önlemek için, öğünler arasında ve yatarken ara öğün tüketmelidirler. Hastanın ve ailesinin ve öğretmenlerinin ana ve ara öğün zamanları ve karbonhidrat, protein, yağ içeriklerinin birbiri ve her gün ile uyumlu ve tutarlı olması gerektiğini anlamaları gereklidir. Ayrıca öğün planlarındaki periyodik değişiklikler ve planlı olan veya olmayan fiziksel aktivite ve beklenmeyen bir hastalık durumunda neler yapılacağı geniş beslenme eğitimleriyle anlatılmalıdır.

Düşük kan şekerinin belirtileri nelerdir?

Çocuğuyla vakit geçiren her anne veya baba düşük kan şekeri veya hipoglisemi hakkında bilgiye sahip olmalıdır. Eğer çocuğunuza enjekte edilen insülin miktarı çocuğunuzun o gün yediği besine veya yaptığı egzersize göre çok fazla ise düşük kan şekeri oluşur. Çoğu zaman çocuklarda düşük kan şekeri düzeyi saptanması titreme, terleme, sinirlilik veya uyuklama gibi belirtilere yol açar. Bu tür belirtileri olan çocuk karbonhidrat içeren meyve suyu, çay şekeri, süt ya da kuru üzüm gibi bir atıştırmalardan sonra kendine gelir. Daha ciddi bir çok reaksiyonla baş edebilmek için önceden bir plan hazırlanıp aileyi endişelendiren durumların diyabet ekibine bildirilmesi gerekir. 

Çocuğunuz diyabet olduğunda ne yapmalısınız?

Çocuğunuzun diyabet bakımına uyum sağlamasına yardım etmek için sakin olun. Diyabet, anne-babanın temel sorumluluğunu değiştirmez. Unutmayın; diyabet çocuğunuzun yaşamının yalnızca bir parçasıdır. Diyabeti bir bahane olarak kullanmak çok kolaydır. Çocuğunuz büyüdükçe diyabet hakkında soruları olacaktır. Çocuğunuzla birlikte bu soruların cevabını öğrenebilir ve öğrendiklerinizi çocuğunuzla paylaşabilirsiniz.

Çocuğunuza her gün sarılın. Unutmayın ki iyi diyabet kontrolü sevgiyle başlar ve mutluluk kan şekerini düşürür. Çocuğunuzun durumunu onunla birlikte gözden geçirin. Yeni karşılaştığınız sorunları, vardığınız sonuçları ve aldığınız kararları diyabet takip defterinin arkasına yazıp, ilk fırsatta doktorunuza bildirin. Çocuğunuzun üç aylık kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1C düzeyinin % 10 veya üzerinde olması durumunda bunu önemli bir sorun olarak kabul edin ve en kısa zamanda doktorunuza ve diyetisyeninize başvurun. Çocuğunuzun gelişmesine ve davranışlarındaki değişikliklere dikkat edin. Ergenlik belirtileri başlayan çocuğunuza daha hoşgörülü davranın. Egzersizi çocuğunuzun günlük yaşamının bir parçası haline getirin. Kan şekeri düşüklüğüne daha çok önem verin. Çocuğunuzda diyabet bakım bilinci gelişmesi için çaba gösterin. Çocuğunuzun beslenmesinde kan şekerini daha yavaş yükselten besinlere daha fazla yer verin. Glisemik indeks, besinlerin şekere göre karşılaştırıldığında kan şekerini yükseltme derecesidir. Şekerin glisemik indeksi 100 olarak kabul edilir ve besinlere buna göre puan verilir. Düşük puanlı yiyecekler kan şekerini daha yavaş yükseltirler. Besinlerin glisemik indekslerini öğrenmek için beslenme uzmanınızla görüşün. Çocuğunuzun bir diyabet eğitim kampına katılmasını sağlayın.

Diyabetli çocuklar için düzenlenen kamplar, çocukların deneyimlerini karşılaştırmalarını sağlar ve onların yalnızlık hislerini azaltır, değişik fiziksel ve sosyal aktiviteler ile kendi yeteneklerine güvenlerini artırır, kendi kendine diyabet bakımı konusunda çocukları daha güvenli sorumlu ve becerikli hale getirir,onların kaygılarını azaltır ve gelecek konusunda daha pozitif olmalarını sağlar.Bu nedenle çocuğunuz 10 yaş ve üzerinde ise mutlaka diyabetli çocuklar için düzenlenen kamplardan birisine katılmasını sağlamaya çalışın.Diyabet tedavisindeki yenilikleri izleyin ve hem kendinize hem de çocuğunuza karşı iyimser olun.